Uzunca bir süredir yapmak istediğim ancak çeşitli sebeplerle yapamadığım web sitesini nihayet tamamladım. Günümüzde web olmaksızın kişinin kendini ifade etmesi her zaman eksik kalacaktır, bu anlamda kişisel siteler çok önemli bence.

Öncelikle çektiğim fotoğrafları yayınlamak amacıyla bir web içeriği aramaya başladım. WordPress’de karar kıldım ve bu sistemi kullanarak siteyi düzenledim. Fotoğraf hikayem eskidir;

Öğretmenliğe başladığımı yıl üç maaşımı vererek aldığım fotoğraf makinesi ile başladığım fotoğraf hikayemde bu vesile ile kaldığı yerden devam etmiş oldu. Uzun yıllar yaptığım okul yöneticiliği günlük hayatımdan çok şey alıp götürmüş. Bunu normal bir mesai düzenine kavuşunca anladık. Yöneticilikte çalıştığım 13 yıl boyunca birçok şey ihmal etmiştim hayatımda, şimdi bunları gerçekleştirme fırsatı bulmanın heyecanı ile yazıyorum.

Türkiye’de bilgisayar ve bilişim denince akan sular durur. İnsanlar için vazgeçilmezdir bilgisayar ve bilişim. Bilgisayar ile ilk tanışmam 2000 yılına denk gelir , 30 yaşındayım 6 yıllık öğretmenim. O zaman Konak’ta bir ilkokulda sınıf öğretmeniyim. Bilgisayar bir tane ve müdür odasında . Bir çeşit totem herkes karşısında saygı ile eğilip muazzam bir şeymiş gibi karşısına geçip,

Allah Allah nasıl yapıyor bunu ya! diye hayretle bakıyor. Bir yandan da bu bilinmezliğin yarattığı saygıyla karışık korkuyla bakıyordu bilgisayara.

Aman ha dokunma!

Bozarsın.

Millet olarak bozma korkumuz buluşçuluğumuzun önündeki en büyük engeldir kanımca. Bozmadan yenisine ihtiyaç duymaz ki insan yada bozmadan nasıl anlayacaksın ki işleyişi.

Bu psikoloji ile bakıyorduk bilgisayara.

Ve bu kutsanmış icat hakkettiği saygının en büyüğünü dönemin idarecilerinden görüyordu. Devletin çok büyük paralar harcayarak açtığı MLO’lardaki bilgisayar laboratuvarları hiç kullanılamadan atıl durumda kaldı, bu bozarız korkusu yüzünden. Sonradan öğrendik bunlarında bir kullanım ömrü varmış diye!…

Devletimiz bilgisayarlı eğitim, yada bilgisayar destekli eğitim yada bilmem bilgisayar neli eğitim diye bir sürü projeler üretti. Ancak biz bilgisayarla olan ilişkimizi he zaman  üretim penceresinden değil hep tüketim penceresi üzeriden şekillendirdik. Okullara; yazılım, kodlama, web tasarım vb. dersleri koymak yerine internete bağlı sadece son kullanıcı düzeyinde eğitimi kapsayan programlar ile yaklaştık ve sonuçta çok büyük bir teknolojik tüketim pazarına döndük.

BT sınfıları ile kocaman bütçelerayrıldı bu alana, ardından FATİH projesi ile tarihimizin en büyük bütçeli eğitim projesi hayata geçirildi. Ve fakat dünya yazılım pazarında ülkemizin yeri maalesef içler acısı.Donanım pazarında yer kapmamız zaten mümkün değil!.. Teknolojiye son kullanıcı düzeyinde harcanan para ile teknoloji argesine harcanan parayı oranlamak lazım..

Velhasılı kelam koca bilgisayarlar bir anda küçülerek telefonlar ile izdivaç yapıp telefonları bilgisayarlaştırınca bunun o kadar da korkulacak bir şey olmadığını anladık.

Bu gün artık herkes cebinde bir zamanlar korktuğu o basit DOS tabanlı makinenin çok ama çok daha gelişmişini taşıyor